logoHediye almak elbette güzel de; ya birine hediye seçmek? Eşiniz, arkadaşınız, kardeşiniz, sevgiliniz, patronunuz… derken öylece uzar liste. Peki kime ne alacaksınız? Hele ki topluca gidilen doğum günü, yılbaşı vs. özel günlerde herkesin içerisinde sahibini güldürecek, sizin de farkınızı ortaya çıkaracak olan hediyeyi nasıl seçeceksiniz? Sırf gezmek için çıksanız karşınıza onlarca dükkan çıkar, zaman öldürmeye birebir yerlerdir ve bir sürü farklı seçeneğe bakar durursunuz. Ama ihtiyacınızın olduğu bir anda; kaldı ki son dakika insanıyızdır millet olarak biliyoruz; arasanız da bir hediye bulamazsınız. Bulsanız fırsatınız olmaz o dükkanlara gitmeye; zamanınız olsa bir yerlere çıksanız sıradan; basit seçenekler çıkar karşınıza. Ya da alınabilir bir hediye vardır ancak çok fahiş fiyata. Hadi idareten bir şeyler aldınız ama sahibi ne düşünecek? Sürekli aynı, birbirini tekrar eden yada özenilmeden seçilmiş hediyeleri “almasan daha iyiydi” bakışları altında vermek kabus değil mi?

Okumaya devam et

Öyle bir an gelir; muhteşem bir fikir çıkar karşınıza. Ve kendi işinizin patronu olma şansı da eklenince; etrafınızda da hemen herkes internetten bir şeyler de satıyorsa sonuç kaçınılmaz olur. İyi bir girişimci olarak ihtiyacınız olan tek şey cesaret!

imagazaBir yerden başlamalı elbette ama nasıl, kimle ve neye göre? Bilgisayar ile aranız iyi olmayabilir ya da tedarik, reklam, kargo vs. gibi konular size zor gelebilir. İş hayatında var olan ama daha önce karşınıza çıkmamış engeller aniden belirebilir. Özetle; eğer elinizde büyük bir bütçeniz yoksa  bütün bu başlıkları yönetmek düşündüğünüzden daha da zor olabilir. Peki ne olacak, vazgeçecek misiniz? Elbetteki hayır, iyi bir iş planı ile bütün bu sorunları aşıp başarıya ulaşmak; hele ki o muhteşem fikir sizin elinizdeyken mümkün!

Okumaya devam et

E-ticaret sisteminin en büyük handikabı; elbette beklemek. Ürünleri arayıp bulma, karşılaştırma ve satın alma süreci ne kadar pratik ve hızlı hale geldiyse de ürünün size ulaşmasını beklemek o denli sinir bozucu oldu. Sürekli büyüyen e-ticaret organizasyonları ülke genelinde tanındıkça, sipariş adetlerini arttırdıkça gönderilerin zamanında ve doğru şekilde size ulaşması bir problem haline geliyor. İnternet sitelerinden alışveriş yapan herkes eminim herhangi bir kargo firması ile ilgili sorunlar yaşamıştır. Satın aldığınız e-ticaret firması size zamanında göndermiştir belki ama nihayetinde onu getirecek olan bir insan. Üzerine not yazarsınız; okumaz. Zil çalışmıyor dersiniz, aşağı gelir ve öylece döner. Acil teslim edilecek dersiniz; not bırakırsınız ama arada kaynar. Satın aldığınız firma ürününüzü kargo görevlisine zamanında teslim etmiştir belki ama ama şube çalışanı sisteme girmemiştir… Ve neden diye sorduğunuzda onun için bir önemi de yoktur; o gün şubede olan yüzlerce gönderi arasından sadece biridir ve önemsizdir. Oysa sizin için çok önemli ve beklediğiniz bir şeydir. Bir kitap olabilir, yada düğününüz de giymeyi planladığınız bir aksesuar. Yada daha hayati bir şey; can dostunuz için mama mesela.Okumaya devam et

Girişimci dediğin böyle olur.

Girişimci dediğin böyle olur.

Muhteşem bir fikriniz var; ya da etrafta herkes internetten bir şeyler satıyor ve sonunda siz de karar verdiniz. Kendi işinizin patronu olacaksınız ya da muhteşem bir ek gelir yaratmanın peşindesiniz. Kimseler size inanmasa da işinizde, ben inanıyorum; baştan söyleyeyim. Ama gel gör ki banka inanmaz. Sanki biyolojik bir silahmış gibi davranırlar Sanal Pos olayına, vermezler. Bu sanal pos -o da nasıl olacaksa- yanlış ellerde bir canavar olur derler. Daha çok yenisiniz, biraz -bu süre en makul 1 yıldır onlara göre- sizinle çalışalım, ilerisi için neden olmasın derler. Siz de kalkıp mantıklıca sorarsınız, şimdi ben bir e-ticaret firmasıyım, sanal pos olmadan nasıl çalışacağız diye, ama sizi anlamazlar. En iyisi size der ki ödemeniz bir ay sonra. Ama “Bilmem ne firmasındaki arkadaşım ertesi gün alıyor” dersiniz, o bankanın eski müşterisidir der. Benim de eskimem için sizinle çalışmam, dolayısıyla bu sanal posa ihtiyacım var dersiniz; anlamazlar. Ya da anlamazlar demeyelim, anlarlar ama vermezler :) Sanal pos böyle birşeydir işte. Dertli bir şeydir.Okumaya devam et

Hayat akıyor.

Ve varoluşun dayanılmaz hafifliğini metrekareye 12 kişi düşen İETTotobüsünün yaslandığım camında yitirdim diyebilirim.

İstanbul Otobüs Kalabalığı

Kalabalık İETT otobüsünden bir kare

Aslında bu yolculuklar ne kadar konforsuz olsada benim için iyi bir gözlem; okunacak onlarca şey ve farkına varılacak yüzlerce uyarıyı barındırıyor. Uzun uzun düşünebildiğim ender yerlerden biridir toplu taşıma araçları. Hayalgücü de yeterli olursa değmeyin keyfe. İşte böyle bir anda, elimdeki SEO kitabını hiç ilgisi olmadığını düşündüğüm orta yaş sonu bir abimin boyun fıtığı yaratacak şekilde eğilerek okuması fikri ile blog yazmaya karar verdim. Yani bu blog bana IETT otobüsü; SEO Hocası Kitabı ve Strain dizisindeki vampirlerin dilleri esnekliğindeki boyuna sahip abi tarafından bir hediye. Ayrıca kendisini de sayfayı bitirmesi için özenle beklediğimi buradan belirtmek isterim.

Bundan sonrası için de farkında olduğum konuları; işimin vazgeçilmez bir parçası olan interneti ve girişim fikirlerini; – özellikle de e-ticaret siteleri– dilimin döndüğünce yazmak istiyorum. Omzumdan okuyan abinin sıcak nefesi değmese de bedenime varsın olsun; siz okursunuz; değil mi?

Bu serüvende yorumlarınızla; paylaşımlarınızla beni destekleyeceğinizi umarak başlıyorum; haydi bakalım…